
Avukatlardan "Hukuka Saygı" yürüyüşü: Erzurum Barosu de oradaydı
5 Nisan Avukatlar Günü'nde Ankara'da bir araya gelen avukatlar artan baskılara, yargının siyasetin etkisi altına girmesine, şiddete ve yoksulluğa karşı yürüdü. Erzurum Baro Başkanı Avukat Mesut Öner'de yürüyüşü katılanlardandı.
Gazete Güncel- 5 Nisan Avukatlar Günü'nde binlerce avukat Ankara'da yürüyüş gerçekleştirdi.
Türkiye Barolar Birliği (TBB) önünde buluşan çeşitli illerden gelen avukatlar cübbelerini giyerek yürüyüşe geçti. "Savunmanın bağımsızlığı, hukuka saygı" yazılı pankart eşliğinde Anıtpark'a kadar yürüyüş gerçekleştiren avukatlar, sık sık "Hak, hukuk, adalet", "Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz", "Bağımsız avukat, bağımsız yargı", "İstanbul Barosu yalnız değildir" sloganları attı.
Yargının siyasetin etkisi altına girmesi, avukatlara yönelik baskı, şiddet ve yoksulluğa karşı Ankara'da bir araya gelen avukatlar, "Savunma susturulamaz" dedi.
ARTAN BASKILARA TEPKİ
Muhalefet belediyelerine kayyum atama kararları, siyasetçilere yönelik gözaltı ve tutuklama dalgası, sokak eylemlerinin polis baskı ile sindirilmeye çalışılması hukuka olan güveni her geçen gün daha da düşürürken, yargı kararları da sık sık tepki çekiyor. Hukukun son kalesi haline gelen savunmanın temsilcisi avukatlar ise artan baskılarla boğuşuyor.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen avukatlar, yaşadıkları hak ihlallerine dikkat çekmek için Anıtpark'a yürüyen avukatlar burada basın açıklaması gerçekleştirdi.
"TUTUKLU GENÇLER SERBEST BIRAKILSIN"
Avukatlar İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasını protesto ettikleri için tutuklanan gençler için de yürüdü.
Yürüyüş esnasında protestolara ilişkin baskı, gözaltı ve tutuklamalara tepki gösteren avukatlar, "Tutuklu gençler serbest bırakılsın" sloganı attı.
"İSTANBUL BAROSU BU HALKIN ADALET TAŞIYICISI OLMUŞTUR"
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Erinç Sağkan, açıklamada söz alarak yükselttikleri sesin sadece avukatların değil, adaletin ve hakkaniyetin sesi olduğunu söyledi.
5 Nisan Avukatlar Günü'nün aynı zamanda, dünyanın sayı bakımından en büyük barolarından biri olan İstanbul Barosunun da kuruluş yıl dönümü olduğunu hatırlatan Sağkan, "Ancak ne yazık ki, 147 yıllık bu köklü kurumun seçilmiş yönetimi bugün hukukla değil; haksızlıkla mesnetsiz iddialarla, hukuka aykırı yargı kararlarıyla görevinden uzaklaştırılmak isteniyor" dedi.
"İstanbul Barosu, istibdada da işgal mahkemelerine de karşı duruş göstermiş, darbe dönemlerinde hukukun onurunu ayakta tutmuş; bu halkın yüz yıllık bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinde adaletin taşıyıcısı olmuştur" diyen Sağkan, İstanbul Barosu'na yönelik müdahalenin sadece bir kuruma değil, baro üyesi on binlerce avukata dönük bir tehdit niteliği taşımaktadığını vurguladı.
Sağkan, "Baroları susturulmak istenen bir ülkede, savunmanın sesi bastırılmak isteniyor demektir. Ama biz buradayız; meslek örgütümüze, mesleğimizin onuruna ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkıyoruz. Ve biliyoruz: Bu ses, susturulamaz!" ifadelerini kullandı.
"ADALETİN OLMADIĞI YERDE KİMSE GÜVENDE HİSSEDEMEZ"
Sadece kendi hakları için değil, "bu ülkede nefessiz bırakılmaya çalışılan her ses, bastırılmak istenen her itiraz, susturulmak istenen her vicdan için" bir araya geldiklerini söyleyen Erdinç, "Çünkü biz avukatlar biliriz ki, adaletin olmadığı bir ülkede hiçbir yurttaş kendini güvende hissedemez" diye konuştu.
"HİÇBİR GÜÇ BU İRADEYİ TESLİM ALAMAZ"
Erdinç konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Bu yürüyüş, savunmanın yalnızca mahkeme salonlarında değil, hayatın içinde, yurttaşın adalet arayışında da var olduğunu gösteren bir iradenin ifadesidir. Attığımız her adım, yalnızca bugünün değil, mesleğimizin ve hukukun geleceği içindir. Hukuksuzluk karşısında susmayan her ses, yalnızca bugünü değil, yarını da savunmaktadır. Adaletin tek bir güvencesi var; o da adaleti savunmaya hazır olanların kararlılığıdır.
Biz avukatlar, yalnızca hak arayanların değil, hukukun ve adaletin de teminatıyız. Bugün burada toplanan irade, sadece meslek onurumuzu değil, yurttaşın haklarını ve hukukun üstünlüğünü savunmanın iradesidir. Hiçbir güç, bu iradeyi teslim alamaz!
Savunma susmaz! Savunma durmaz! Savunma boyun eğmez!"
Açıklamasında avukatların ihtiyaçlarına da değinen Erdinç, taleplerini şu şekilde sıraladı:
- Hukuk fakülteleri, sayının değil niteliğin esas alındığı, liyakatle şekillenen eğitim kurumları olmalıdır.
- Kontenjanlar planlı biçimde azaltılmalı, etik ve yetkinlik ön planda tutulmalıdır!
- Avukatlık stajı, bir bekleme süreci değil; meslektaşlarımızın sosyal ve mali güvencelerle desteklendiği ve onları mesleğe hazırlayan güçlü eğitim süreci olarak görülmelidir.
- Avukata yönelik şiddet, bireye değil; doğrudan adalete yönelmiş bir saldırıdır. Bu saldırı karşısında özel koruma tedbirleri uygulanmalı, failler etkin biçimde cezalandırılmalıdır!
- CMK ücretleri, yalnızca bir meslek hakkı değil; bir avukatın onuruyla yaşayabilmesi için temel bir güvencedir. Savunma hakkı, yoksulluk sınırına mahkûm edilemez!
- Kamu avukatları, yargının asli unsurlarındandır. Özlük hakları korunmalı, mesleki bağımsızlıkları güçlendirilmeli, statü eşitsizlikleri giderilmelidir!
- Genç avukatların ekonomik baskı altında ezildiği, bağlı çalışan avukatların sömürüldüğü, kadın avukatların ise çok boyutlu ayrımcılığa uğradığı bir yapıya sessiz kalamayız! Mesleğimizin her alanında güvenceli, eşit ve adil çalışma koşulları sağlanmalıdır!
Avukatların programı daha sonra Anıtkabir’de gerçekleştirilecek resmi tören ile devam edecek.
AVUKATLAR ATANIN HUZURUNDA
Genel Başkanı Erinç Sağkan'ın yaptığı basın açıklamasının ardından avukatlar, Anıtkabir'i ziyaret etti.
Sağkan, Anıtkabir Özel Defteri'ni imzaladı. Sağkan, deftere şunları yazdı:
"Büyük Atatürk, bugün, 5 Nisan Avukatlar Günü’nde, hukukun üstünlüğünün ve adaletin teminatı olan savunma makamını temsil eden 200 bin avukat adına; Türkiye Barolar Birliği yönetim, disiplin ve denetleme kurullarının üyeleri, Baro Başkanlarımız ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen meslektaşlarımızla birlikte manevi huzurundayız.
Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu Cumhuriyetimizin yılmaz savunucuları olarak, hukuku yalnızca bir meslek alanı değil, insan onurunun ve özgürlüğünün güvencesi olarak gördük. Haksızlığın kimden geldiğine ve mağdurun kim olduğuna bakmaksızın, her zaman ve her koşulda temel hak ve özgürlüklerin savunucusu olduk; hukuki güvenliğin ve adil yargılanma hakkının teminatı olan demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinden yana olduk.
Cumhuriyet tarihimiz şahittir ki yurttaşlarımızın adalete duyduğu inancı her gün yeniden yeşerten mücadelede, hukuka bağlılık yemini etmiş meslektaşlarımızın emeği, kararlılığı ve fedakarlığı vardır. Savunmayı susturmaya, etkisizleştirmeye ve bağımsız yargıyı zedelemeye yönelik her türlü girişime karşı, avukatlar olarak hak arama özgürlüğünün sesi olmaktan asla vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz.
Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet'in yılmaz neferleri ve hak savunucuları olarak, cübbemizi hiçbir baskı karşısında iliklemeyecek, hukukun üstünlüğü mücadelesini onurla sürdüreceğiz.
Her gün daha da büyüyen özlem, şükran ve saygıyla …"
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.